Konut Proje yapimindaki artisin alicilar açisindan en büyük avantaji size göre nedir?
Datca Rehberi
Datça’da bulacaklarınız...
Çağların silemediği, zamanın solduramadığı güzelliğini
sonsuza kadar koruyacak bir kent Knidos.
Knidos kentinin en ilginç yapısı Aphrodite Tapınağı.
İnsan imgesinin düşünebildiği en güzel Aphrodite,
sanat tarihinin ilk çıplak kadın heykeli Knidos
Aphrodite'i.I.Ö. IV. Yüzyılda ya$ayan Knidos’lu ünlü
matematikçi ve astronom Eudoksos'un Güneş Saati.
Mevsimleri ve saatleri gösteren bu saatin dünyada bir
esi daha yok. I.Ö. 350-400'e tarihlenen Aslanlı Gömüt.
Orijinali piramit şeklinde olan bu Dor gömütünün
tepesinde 3 m. Uzunluğunda, 1.80 m. Yüksekliğinde bir
aslan heykeli bulunuyormuş. 1 ton ağırlığındaki bu
şahane aslan bugün British Museum'da. Antik cağda
Knidos'a giden ticaret gemilerinin fırtınalı havalarda
sığındıkları ve yüklerini boşalttıkları Körmen
LimanıTaş Evleri, bahçe duvarlarından sarkan
begonvillerin bir renk cümbüşüne dönüştürdüğü daracık
sokakları, şair Can Yücel’in müze haline getirilen evi
ile Datça'nın görülmeye değer yerlerinden biri Eski
Datça. Ege Denizi ile Akdeniz'in bir arada
görülebildiği tek yer, Balıkaşıran.
Bol oksijenli ve nem oranı düşük havasından mı
bilinmez ama tarihte de en eski tıp okulları bu
bölgede kurulmuş. Hastalar bu bölgeye şifa bulmaya
gelmiş... Belki de bu yüzden yörenin insanları daha
uzun ömürlü ve sağlıklı bir yaşam süregelmiş. Belki de
Datça’da insanların uzun yaşamının sırrı yoğun çam
ormanlarından süzülen çam balı, çiçek balı, kekik
balından ya da içilen adaçayı, papatya, kuşburnu
çaylarından olabilir. Belki de bademleri, zeytinyağı,
şifalı sabunları ya da denizinden avlanan kalkan,
levrek, mırmır, çuprasındandır... Kimbilir?Ama bilenen
birşey var ki o da, Tanrı Datça’da nefes alıyor.
Datça’nın her yerinden denize rahatlıkla ulaşmak
mümkün. Kumluk Plajı, Hastane Altı Plajı, Taşlık Plajı
ve Şifalı Göl şehir içinde herhangi bir araca
gereksinim duymadan ulaşabileceğiniz, yüzebileceğiniz
yerler.
Şehir merkezine 4 kilometre uzaklıktaki Kargı
Koyu’nda dinlenebilir, geceyi mehtabı izleyerek
kumsalda geçirebilirsiniz. Palamutbükü, Hayıtbükü,
Aktur ve Ovabükü, temiz denizi ve el değmemiş
doğasıyla sakin bir mekan arayanlar için oldukça
ideal.
Aktif tatile uygun
Datça aktif tatil yapmak isteyenler için de çok
uygun. Sürekli esen meltem rüzgarı sörf meraklılarını,
adadaki dalış merkezlerinin desteğiyle denizin dip
zenginliği ise amatör dalgıçları adeta büyülüyecek
kadar güzel.
Datça ve çevresi yürüyüş sporunu sevenlere de bir
çok olanaklar sunuyor. Çam, papatya, kekik, badem ve
zeytin ağaçları arasında yürüyüşe çıkıp, köyleri,
koyları, kıyıları keşfetmek istiyorsanız hiç durmayın
hemen yürüyüşe çıkın.
Bu arada eski taş evleriyle yerli ve yabancı
herkesin beğenisini toplayan Eski Datça’yı, Selçuklu
döneminden kalma camisiyle Hızırşah Köyü’nü, camii ve
eski taş evleriyle Reşadiye’yi ve yeldeğirmenleriyle
Kızlan Köyü’nü de ziyaret etmeyi sakın unutmayın.
Üç yoldan da gidebilirsiniz
Havayolu: İstanbul ve Ankara’dan Dalaman’a veya
Bodrum’a uçup, buralardan kara veya deniz yoluyla
Datça’ya ulaşmanız mümkün. Bodrum üzerinden
geleceklerin feribot kalkış saatlerini dikkate
almalarını öneririz.
Denizyolu: Mayıs - ekim ayları arasında Bodrum -
Datça arasında feribot ve deniz otobüsü seferleri var.
Karayolu: İstanbul, Ankara, İzmir, Aydın ve Muğla
başta olmak üzere karayoluyla Datça’ya çeşitli otobüs
firmalarının seferleriyle ulaşmanız mümkün. Datça -
Marmaris arasında da düzenli minibüs seferleri var.
Özel aracınızla gidiyorsanız, Marmaris’ten yaklaşık 2
saatlik bir yolculuktan sonra Datça’ya ulaşmanız
mümkün.
Oldukça ucuz
Marmaris ve Bodrum ne kadar pahalıysa Datça tam
aksine, hem yiyecek hem de konaklama açısından oldukça
ucuz bir tatil merkezi. Datça’da hangi lokantada yemek
yerseniz yeyin fiyatları oldukça makul.
Tarih boyunca Datça
Datça önce Karyalıların, M.Ö. 1100 yılından sonra
da Dorların egemenliği altında kalmış. Dorlar,
Hexapolis Birliği altında altı şehir kurmuş. Bu
şehirlerden biri olan Knidos, Datça yarımadası üzerine
kuruldu ve birliğin merkezi oldu.
Pers saldırılarına (M.Ö.546) karşı koymak için
Dorlar, Balıkaşıran denilen yerde kanal açarak
yarımadayı ada yapmak istemişlerdi. Ancak umulduğundan
daha sert ve keskin çıkan kayalar, çalışanların el ve
yüzlerınde yaralar açınca, tanrıların gazabına
uğradıklarına inanarak vazgeçip Persleri dostça
karşılanmak zorunda kalmışlardı.”